Çocuğun aynalanmaya ve yansımaya gereksinimi vardır.
Çocuğun aynalanmaya ve yansımaya gereksinimi vardır. Bu onun birincil bakıcısının gözüyle sağlanır.
Yani anne-baba çocuğa ayna tutar. Onun için birisi daima orada hazırdır ve o anda ona gerçekte kim olduğunu yansıtır.
Yaşamın ilk 3 yılında takdir görmeye ve ciddiye alınmaya gereksinimimiz vardır. Kabul edilmeye ihtiyacımız vardır.
Bu temel narsisistik malzemedir.
Kendi sınırları güçlü bir anne-babadan iyi bir aynalama gelir.
İyi aynalamanın sonucu olarak
1. 1. Çocuğun temel saldırganlık güdüleri nötralize olur. Çünkü anne baba tehdit değildir.
2. 2. Çocuğun bağımsız olma arzusu anne baba tarafından tehdit olarak algılanmaz.
3. 3. Çocuğa temel duygularını yaşama ve ifade etme hakkı verilir. Bunlar kıskançlık, öfke, cinsellik, karşı koyma dır. Çünkü anne-babada bu duyguları sahiplenmektedir.
4. 4. Çocuk anne babayı memnun etmek zorunda değildir. Bu nedenle kendi temel ihtiyaçlarını giderir. Kendi gelişme sürecini, kendi hızıyla yaşar.
5. 5. Çocuk AB ye bağımlıdır ve onları kullanır, çünkü onlar ondan ayrı varlıklardır.
6. 6. AB nın ayrılığı ve bağımsızlığı çocuğa kendi selfini geliştirme olanağı sağlar. Kendini ayrı bir eşya olarak temsil eder.
7. 7. Çocuk kendini hem iyi hem de kötü özellikleri olan bir varlık olarak kabul eder. Çünkü buna izin verilmiştir. Böylece kötü parçalarını ayırmaktan vazgeçer.
8. 8. Gerçek nesne sevgisinin başlaması mümkündür, çünkü AB de çocuğu ayrı bir obje olarak severler.
Eğer AB utanç temelliyse
Eğer AB utanç temelliyse ve kendilerinin ihtiyacı varsa, çocuğa gerekli aynalamayı yapamaz.
Onun temel narsissistik ihtiyaçlarını karşılayamaz.
Eğer anne baba (AB) utanç-temelliyse kendileri zamanında temel narsissistik ihtiyaçlarını karşılamamış demektirler.
Bu AB ler erişkin çocuklardır. Hala AB arayışı içindedirler.
Hala tamamen kendilerine ait bir obje arayışı içindedirler.
Ne yazık ki bu aileler için kendi narsissistik hoşnutluklarını sağlayacak en uygun ve hazır obje kendi çocuklarıdır.
Utanç temelli annenin kendi annesinde bulamadığı şeyi kendi çocuklarında bulur.
Çocuk her an emrine amadedir. Çocuk bir yere kaçamaz. Çocuk bir yansıma olarak kullanılır.
Ama yansımanın merkezi çocuk değil annedir.
Çocuk onu terk etmeyecektir, tam olarak kontrol edilebilir ve annenin ihtiyacı olan tüm takdiri ve ilgiyi sunabilir.
Çocuklar bu ihtiyacı hemen algılar. Çocuğun gerçek benliği bilinçdışı olarak bunu algılar.
AB sinin narsisistik ihtiyacını karşılama görevini yerine getirme rolünü üstlenir ve böylece onların sevgisini garantiye alır.
Ben bu rolü sürdürdükçe bana ihtiyaçları var ve beni terk etmeyecekler duygusudur bu.
Yani doğallık ters dönmüştür.Çocuk onların gereksinmelerini giderir.
Aslında çocuk terk edilmiştir.
Onun temel ihtiyaçlarını yansıtacak kimse kalmamıştır.
Bu ortamda büyüyen her çocukta narsisistik yoksunluk gelişir. Bu en iyi ailelerde bile oluşabilen bir durumdur.
Bu tip kişiler genellikle yeteneklidir, oldukça başarılıdır.
Bu özelliklerinden dolayı takdir edilen kişilerdir.
Dışardan sağlam, stabil ve güven dolu görünürler.
Ama derinlerde boşluk ve yalnızlık vardır.
Bu büyüklük ilacı geri alındığında bir anda utanç ve suçluluğun içine düşerler.
Çocukken hemen hepimiz başarılarımızla sevildik.
Biz olduğumuz için değil. Gerçek ve otantik benliğimiz terk edildi. Ama neyse ki bir yere gitmezler.
Gerçek selfimizle buluşmanın yolu gerçek duygularımızla buluşmaktır.
Terk edilmenin sonucu gerçek duygularımızdan kopmuş olmamızdır.
Duygularımıza ayna tutacak kişiler o anda orada değillerdir.
Bir çocuk gerçek duygusunu, o duyguları kabul eden, destekleyen birisi olduğu zaman yaşar.
Bu duygusal terk ediliş, benlik duygusun kaybına yol açar.
Başkalarının ihtiyaçlarını kendi performansı ile karşılayan bir kişiye dönüşür. Bir benlik olmaktan çıkar, bir şeyler yapan bir insan olur. Böyle birisi boşluk, terk edilmişlik hisseder.
Fantezi bağlılık:
Kendi duygularını yaşayamaz.
Bu nedenle bu duygulara güvenemez. Deneme yanılma yolu tıkanmıştır.
Kendi gerçek ihtiyaçları hakkında gerçek duygusu yoktur.
Bu durumda AB yi içselleştirmek durumundadır. Onlarsız yaşayamaz.
Bu da fantezik bir bağın gelişmesine neden olur.
AB sıyla arasında sevgi ilişkisi olduğuna inanır ama bu bir illüzyondur.
Duygusal taciz
Duygular temel gücümüzün özüdür.
1. temel ihtiyaçlarımızı kontrol eder. Emosyonel enerji olmadan en teme ihtiyaçlarımızın bile farkında olmayız.
2. eyleme geçecek yakıtı sağlarlar. Energy in motion.. ihtiyaçlarımız engellenirse öfke bizi bunun için savaştırır ya da kaçırtır.
Öfke: gücümüzü sağlayan enerji.
Üzüntü: iyileşmek için akıtılması gereken enerjidir.
Kayıplarımız karşısında bu enerjinin akıtılması, bu kayıplara uyumu sağlar.Üzüntü acıdır. Kaçarız. Ama bunun akıtılması acıyla ilgili enerjiyi dışarı atar. Atmazsak acı içerde kilitli kalır.
Korku tehlikeye karşı uyaran enerjiyi akıtır.
Suç: vicdanımızı korur. Ahlaki utançtır. Değerlerimizi bozmuşuzdur. Eyleme ve değişmeye zorlar. Utanç: insandan daha azı ya da fazlası olmamamızı sağlar.