Sosyal Fobi Tedavisi Ana Sayfa İletişim Dr. Bülent Uran
Sosyal Fobi Tedavisi
yararlı MSN sohbetleri -1

E-Posta Grubu
İletişim ve Haber
Grubuna Katıl


Reklam

Sosyal Fobi'de etkin çözüm 


Hipnoz Eğitimi
Temel-İleri Hipnoz eğitimi

 


Hipnoz Eğitimi Videoları
Eğitim Videoları

Bölüm 11; DIS ve ilişkiler

DI kişilerin ilişkilerinde seçimlerini etkiler. Bilinçaltı kendi düzeyinde ya da daha aşağı düzeyde DI olan kişileri seçme eğilimindedir. Çünkü esas derdi farkedilmemektedir. Farkedilmeme derdinde olan bir kişi zaten karşısındaki kişinin içindeki DI'yı fark etmez.

DI'na sahip bir bilinçaltı kendisine "değer" verecek kişileri arar. Bilinçaltındaki DI, bilince yansıması değer almak ve vermek şeklindedir. İlişkilerde bu ifadelere çok rastlarız. "O bana değer veriyor/vermiyor".

Sanki içimizde bir değer borsası vardır. Değer verildikçe yükselir, verilmedikçe düşer. Bu hayali inme ve çıkmalara göre kişi kendisini ya iyi hisseder ya da kötü. Karşıdaki bir kişinin bize "değer vermediğine" inandığımız bir davranışının bilinçaltındaki yansıması farklıdır. Bilinçaltı farkedildiğini zannederek gerilir. Ya da öfkelenir. Eğer karşıdaki kişinini artık bu farkettiği "değersizliğini" ondan gizleyemeyeceğini düşünürse bu ilişkiden kaçma eğilimine girer. Yok aksine onu sindireceğine inanırsa daha çok öfkelenme tarzı davranışları sergiler.

Aynı düzeyde DI na sahip kişiler birbirlerinin DI nı fark etmezler. Bir şekilde ilişkide kendi değersizliklerini gizleme çabası içinde olurlar. Bu nedenle de gerçek halleriyle görünemezler. İki tarafta kendini ötekine beğendirmek derdindedir. Bilinçaltı bir şekilde kendisindeki değrsizliği fark etmeyeceğine inandığı kişiye sıkı sıkıya bağlanır. Bu aşk olabilir. Bağımlı bir arkdaşlık ilişkisi olabilir. Onu kaybetmemek için onun beklentilerini karşılamak eğilimine girer. İlişki tam bir verdim-aldım hesabına döner. "Ben sana daha çok değer verdim". "Sana verdiğim emekler boşa gitti." "Beni kullandın".

DI olan kişilerin ilişikiden beklediği budur. Bağımlı olmak. İlişkiyi fark edilmeden yaşamak. Fark edilmediği sürece bağımlılığı sürer. bazı eviliklerde erkek sürekli kadını aşağıladığı hatta dövdüğü halde ilişki sürer. Bu biraz ters gibi görünsede DI nın mantığına çok uygundur. Erkek aşağıladıkça kendini güçlü görür. Savunma mekanizması güçsüze karşı güç göstermektir. Kadın ise onun bu savunma mekanizmasını beslediği sürece erkekğin bağlılığının süreceğini bir şekilde "hisseder". Bu nedenle kendini bu tip erkek karşısında o kadar güçsüz görmez. Yani DI fark edildi korkusunu yaşamaz. Yani erkeğin bu davranışının kadını değer açısından daha aşağı gördüğünden değil sadece fiziksel olarak daha güçsüz gördüğünden kaynaklandığını bilir.

Evlilikte DIS..

Ancak DI  olan bir erkekle bir kadın birbiriyle evlenir. Bu kural gibidir. İki DI bireyin oluşturduğu birim sakat bir birimdir ve sakat çocvuklar üretecektir. DI olan bir erişkin özgür değildir. Sürekli korunma arar: Bu nedenle de kendi ailesine bağımlıdır. Kendi ailesini her zaman eşinden daha önde tutar. Eşinde de ailesine aynı saygıyı göstermesini bekler. Bu beklentiler karşılıklı çatışmaya neden olur. Bu bağımlılık kendine bağımlı çocuklar üretir.

Evlenmeden önce kadın ve erkek birbirlerini kandırır. Birbirlerine güçlü görünür. Çünkü bilinçaltı savunma mekanizmaları iş başındadır. Ama evlendikten sonra sahte boya dökülür ve alttan gerçek çıkmaya başlar. Her ikiside kendine güvensizdir. Bir diğerinden korunma beklemektedir. Her iki tarafta kandırılmış hisseder. Hayal kırıklığı, umitsizlik ve öfke ilişkiye hakim olmaya başlar.

 Evlenmeden önce bir çeşit gizli antlaşma yapılmıştır. Sen beni kolla ben seni kollayayım antlaşmasıdır bu. Kimse kimsenin DI'sını farketmeyecek bir antlaşmadır. Ben sana vereyim-sen bana ver ilişkisidir bu. Birliktelik değil bağımlılık söz konusudur. Paylaşma değil alışveriş söz konususudur. Evlendikten sonra her ikisinin bilinçaltı da fark edilmemek derdindedir. Bu nedenle her ikisinde de fark edilme kaygısı vardır. Bu nedenle beğenilme savunma mekanizmalarının yerini bir diğerini değersiz kılma savunma mekanizmaları almaya başlar. Birbirlerinin bir dişğerinden daha aşağı olduğuna ikna etmeye çalışırlar.  Güçsüz olan güçlüyü memnun etmeye çalışır. Ondan istediği sevgi ve değeri almaya çalışır. Güçlü olanda aynı şeyin peşindedir. İhtiyacvı olan sevgi ve değeri güç kullanarak almaya çalışır.

Eğer bu güç ittifakı kurulamazsa evlilik tam bir kaosa döner. Suçlamalar ve savunmalarla süren bir ilişki başlar. Kendi değersizlik inancını yerleştiren davranışları diğerine karşı savunma olarak kullanmaya başlarlar.

Bu birlikteliğe katılan bir bebek şaşkınlık içindedir. Çünkü AB çocuğun değil kendi gereksinimlerinin karşılanması peşindedir. Aradıkları sevgi ve değeri çocuktan almaya çalışırlar. Çocuk yaşamak zorundadır. İhtiyaçlarını karşılayamaz. Karşılayamadığı için annebabya mahkumdur. Onların beklentilerini yerine getirmek zorundadır.

Evli çift ortak bir değersizlik inancı geliştirir. Kadın toplumun beklentilerini karşılamak için çocuk sahibi olmak zorundadır. Erkek ise kendi kanını, soyunu, ismini sürdürmek için çocuk sahibi olmak zorundadır. Kadın annelik rolünü, erkekde babalık rolünü oynamak için çocuğa gereksinim vardır. Toplum onlardan bu rolü beklemektedir. Topluma değerli görünmek için toplumun onlardan bekledikleri rolü oynamak zorundadırlar.

Kendilerini bir ihtiyaç haline getirmek için çocuğa gereksinim vardır. Çocuk onlara ihtiyaç hissettiği sürece anne-baba kendilerini çocuktan değerli hissedeceklerdir. Bir süre için çocuk onları emniyette ve güvende hissettirecek bir araç haline gelir. Çocuğa olumlu özellikler yükledikçe çocuk onların bir savunma mekanizması haline gelecektir. Çocuğun başarıları ailenin kendini topluma değerli gösterme aracı olacaktır.

Tabi bu iki yönlü keskin bıçaktır. çocuk başarısız oldukça kendi değersizlik inançlarını çocuğa aktarmaya başlarlar. Sorun kendilerinde değildir. Çocuktadır. Çocuğumuz zeki ama hiç çalışmıyor gibi bahanelerin ardına saklanırlar. Çocuğun kendi değersizlik inançlarını ortaya çıkaran bir araç olmaya başlaması anne babayı çok rahatsız eder. Bu rahatsızlık arttıkça çocuğa daha çok yüklenirler.

Çocuk büyüdükçe iki değrsiz(!) arasındaki savaşta taraf olmaya zorlanır. Sen bize çekmişssin. Kimi daha çok seviyorsun? Ya da tam tersine bir diğerinde beğenmedikleri özellikleri çocuğa yüklemye başlarlar. Sende anne gibi aptalsın.

Böyle bir ailede çocuğun içine de değersizlik inancı tam gücüyle yerleşmeye başlar.

Hipnoz Tedavisi
Hipnoz Nedir?

Reklam

 

Sosyal Fobi'de etkin çözüm 


EFT Videolar
EFT videoları

Linkler
Oto Hipnoz Kursu
Hipnoz Eğitimi
Hipnoz Merkezi
Hipnozluyoruz
Medikal Hipnoz
EFT
Sosyal Fobi
İstatistikler
Bugünki Hit : 74
Toplam Hit : 43020
Online Kişi : 11

     
Telefon : 0 530 419 66 21