![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
Bölüm 9; Savunma mekanizmaları gelişmeye başlıyorKlasik psikoloji savunma stratejilerinin insan ruhunun travmatik olayları bastırmak için bulduğu bir çare olduğunu ileri sürer. Benim teorime göre ise temel neden gizlenmektir. Gizlemektir. Değersizlik inancını gizlemektir. Bilinçaltının gizleme amacıyla bulduğu her türlü davranış şekli birer savunma stratejisi olarak kendini gösterir. Olayı bastırmak demek olayın filimsel bölümlerini bilincin farkındalığından silmek demektir. Ama travmatik bir olayın duygusu kişiyi rahatsız etmeye devam eder. Bu nedenle böyle bir çaba mevcutsa bile işe yaramazdır. Ama bir inancı koruma çabası yararlı bir çabadır. Bilinçaltı koruma amaçlı çalışır. Bir olayı bastırmasının ardında bile bu koruma çabası vardır.
Tüm savunma mekanizmalarının temel amacı kandırmaya yöneliktir. Bu savunmalar hem etrafını hem de kendini kandırmaya yönelik çabaların toplamıdır. Değersiz olduğunu gizlemeye yönelik her türlü savunma geçerlidir.
En basit savunma mekanizması savunmadır. Kişinin kendisini savunmasıdır. Çocuk bunu ret ederek yapar. “Ben yapmadım” en basit savunmasıdır. Yapsa bile yapmadığını söyler. Yani yalan söylemek en temel savunması olur.
Bilinçaltı DI nın gizlenmesine karar verdikten sonra artık yaşadığı olayları sınıflar. DI nı belli edecek olanlar ve olmayanlar. Basitçe utanılacak olaylar. Eğer utanılacak bir olay yaşamışsa bu gizlenmelidir. Kimse bunu öğrenmemelidir. O zaman en iyisi bu olayı unutturmaktır. Bilinçaltı bunu kolaylıkla yapar ve unutturur. Buna psikolojide bastırma denir.
Çok bilinen bir savunma mekanizması rasyonalizasyondur. Yani akla uygun hale getirecek mantık zincirleri oluşturmak ve kendini bu şekilde savunmak. Her türlü davranışı uygun mantık zincirleri ile akla uygun hale getirmek mümkündür. Akla uygun hale getirilen her türlü davranış ya da sahip olunan özellik DI nı gizleyen bir kılıf görevi görür.
Suçlamak ya da eleştirmek de çok güçlü bir savunma mekanizmasıdır. Karşımızdaki kişide DI nın belirtileri olacak özellikleri ortaya çıkardıkça relatif olarak ondan daha değerli olduğu illüzyonunu yaratır. Karşısındaki kişi kendini savunur pozisyona düşerse bizdeki DI nı fark etmeyeceği inancını taşır.
DI kavramı temel alındığı zaman her türlü savunmanın ortaya çıkışı ve gerekliliği çok daha iyi anlaşılır hale gelmektedir.
Kısaca savunma mekanizmalarını 3 sınıfta toplayabiliriz.
1.. Değerli kabul edilecek özelliklere sahip olma çabası.
2.. Başkalarını değersiz kılma çabası
3.. Fark edilmeme çabası.
Değerli kabul edilecek özelliklere sahip olma çabaları
Çocuklukta aferin almaya çalışmak
Başkalarının takdirini kazanmaya çalışmak
Fiziksel olarak beğenilmeye çalışmak ( güzellik, yetenek, cinsellik)
Toplumsal statü olarak saygınlık kazanmaya çalışmak(kariyer, iyi meslek, doçent, profesör)
Takdir edilecek davranış kalıplarına sahip olmaya çalışmak ( kibar, olgun, anlayışlı gibi)
Maddi olarak saygınlık kazanmaya çalışmak
Toplumsal olarak güç sembolü kabul edilen nesnelere sahip olmaya çalışmak. ( Ev, lüks otomobil, kaliteli markaya sahip olmak).
Hatasız olmaya çalışmak
Güçlü görünmeye çalışmak ( otorite, aile reisi, baba, erkek)
Başkalarını değersiz kılma çabaları;
Bu çabaların etkili olması için o başkasının içinde de değersizlik inancının olmassı gerekir. yoksa silah geri teper. Ama bilinçaltı kime karşı bu silahı kullanacağını gayet iyi bilir. Bilinçaltı bu konuda seçicidir. Yaş tahtaya basmaz. Bu savunma mekanizmalarına kısaca bir göz atalım.
Eleştirmek, küçük görmek, küçük düşürmeye çalışmak, onu suçlu hissettirmeye çalışmak
Bilerek kırmaya ve üzmeye çalışmak (Burada bilmmek bilinçaltı düzeyde bilmek olarak okunmalıdır.)
Kendini o kişiden üstün göstermeye çalışmak.
Onu kendisine bağımlı hissettirmeye çalışmak
Onu çaresiz hissettirmeye çalışmak.
Fark edilmeme çabası
Özellikle sosyal fobi adı altında toplanan davranış şekilleri bu gruptadır. Mümkün olduğunca sessiz olmak. Fark edilmemeye çalışmak. İyi bilinmeye çabalamak. Herkesin huyuna suyuna göre davranmak. Kimseye kendini ifade etmemek. Duygularını gizlemek.
Bu savunma mekanizmalarını Freud'un tarif ettikleriyle karıştırmamak gerekir. tabiki benzer tarafları var, ama ayrıldığı yönlerde var. Freud savunma mekanizmalarını bazı olayları açıklamak için tarif etmiştir. Rüyaları, fantazileri açıklamak için bastırma savunmasını açıklamıştır örneğin.
Freud savunma mekanizmalarını 4 düzeye ayırır. 1. 2., 3., ve 4. düzey olarak.
1. düzey ağır ve patolojik savunma mekanizmaları olarak adlandırılır. Burada amaç dış gerçekliği değiştirmek veya yok saymaktır. Bunlar arassında en başta inkar vardır. Buradaki inkar çocuğun ben yapmadım inkarından farklıdır. Burada inkar sorunu yok saymaktır. Acıyı yok saymaktır. Bir çeşit duygu bastırmadır. Yani benim sınıflandırmamda fark edilmeme grubuna giren bir savunmadır. Diğer iki savunma gerçeklik duygusunu yok eden savunmalardır. Ağır ruhsal hastalıkları açıklamak için icat edilmiş mekanizmalardır. burada icat edilmeyi bir küçümseme olarak agılamayın. Varlığı kanıtlanmaış bu mekanizmalar için icat etmek terimini uygun buluyorum sadece. Savunma mekanizmalarının düzeyi arttıkça daha olgun savunma mekanizmaları ortaya çıkar. yani daha sağlıklı savunma mekanizmlarından bahsedilir.
Freud için savunma mekanizmaları yaşamın zorluklarıyla başa çıkmak için ruhsal aygıtın bulduğu çarelerdir. Hayat zordur. Acı vericidir. bu acıların şiddeti arttıkça savunma mekanizmaları patolojikleşir.
Benim amacım burada uzun uzun freu'u ve psikolojisini tartışmak değil. Ama ortaya koyduğu teorinin temelinin çok sağlam olmadığıdır. Çünkü bir çok yazar sonradan bu savunma mekanizmalarını yeniden düzenlemek için çok uğraşmıştır. Çok değişik sınıflamalar yapılmıştır. Bir konuda ne kadar çok teori ve farklı görüş varsa orada o kadar temel neden konusunda anlaşmazlık vardır.
Okuyucu benim ortaya koyduğum teorinin basitliğini ve olayları açıklamadaki etkinliğini fark edecektir. Çünkü tüm bu bilgiler bizzat hipnoz çalışmaları sırasında bilinçaltından alınmış bilgilerdir.
Ego nedir?Bana göre ego bilinçaltının değersizlik inancını gizlemek için kullandığı tüm savunma mekanizmalarının toplamıdır. Son derece basit ve yalın bir tanımdır benimki. Aynı zamanda da somut. halbuki psikoloji kitaplarında bir çok ego tanımı görürsünüz. Egoyu tanımlarlar. Ama bu seferde egoyu tanımlamak için kullandıkları terimler tanımlanmaya muhtaç hale gelir. örneğin Freud ego için id'i doyurmaya çalışan kişilk parçası tanımını yapar. Bu sefer yeni sorular ortaya çıkar. Kişilik nedir? nerededir? İd nedir? nerededir? gibi. Bir şeyi açıklamak için ne kadar çok başka açıklamlara ihtiyaç duyarsak o açıklamaya çalıştığımız şey o kadar soyut demektir. Ayakları yere başmayan bir kavram demektir. Benim tanımladığım egoyla Freud'un tanımladığı ego bir yerde amaç olarak örtüşür. her ikiside acıdan kaçmaya çalışır. Ama benim için acı tehdit demektir. tehditin olduğu her yerde acı vardır. tehdit ise değersizliğimizin fark edileceği her yer ve her durumdur. Ego üzerine üretilmiş bir çok deyim benim teorimle gayet güzel yerine oturuyor. Egosu şişik adam terimi kullanılır mesela. yani kasaıntı anlamına bir terimdir. Bir insan ne kadar kaasıntıysa o kadar başkalarına güçlü görünme ve başkalarını değersiz kılma amacı içindedir. Yani doğrudan bir DISM olmaktadır. yani egoyu yapan güçlü bir unsur olur. Cinsellik ve değersizlik inancı Cinsellik ve cinsel performans içinde değersizlik inancı olan bir kişi için son derece önemlidir. Her 3 savunma mekanizmaasında da cinselliğin önemli bir yeri vardır. Başkalarına kendini değerli göstermek için cinsel açıdan güçlü olmak zorundadır, ya da öyle görünmek zorundadır. Erkeklerde bu çok daha önemlidir. Erkeklerin muhabbetleri arasaında cinsel güç önemli bir yer tutar. Başkalarını değersiz kılma çabaları içinde de onun cinselliğiyle dalga geçmek önemli bir yer tutar. Keza kendisinde cinsellikle ilgili bir yetersizlik olduğuna inanan bir kişi bunu gizlemek zorundadır. Bu nedenle de cinsel ilişkiden uzak durmaya çalışır.
|
|
|