DIS bulaşıcıdır. Nesilden nesile aktarılan bulaşıcı bir hastalık gibidir. Anne-babası, çevresi bu sendroma yakalanmış bir çocuğun bu hastalıktan korunması mümkün değildir.
DIS na yakalanmış bireylerin tek amacı bu inancı gizlemektir. Bu inancı gizlemek için savunma mekanizmaları iş başındadır. Savunma mekanizmalarının başında da başkaları tarafından değersizlik olarak kabul edilecek hiçbir özelliğe sahip olmamaları gelir. Buna kendi çocukları da dahildir. Çocuk kendi uzantılarıdır. Çocuğun sahip olduğu özellikler sanki kendi özellikleridir. O halde çocukları hiçbir şekilde kendilerindeki değersizliği belli edecek davranışlarda bulunmamaları gerekir.
Toplum tarafından onaylanmayacak her türlü davranıştan, özellikten çocuklarını uzak tutmaları gerekir. Çocukları kendilerini “utandırmamalıdır”.
Bu nedenle çocuk ya mükemmel olmaya doğru teşvik edilir. Bu tip aileler teşvik edici ailelerdir. Bir şekilde kendileri de mükemmel olmak çabası içindedirler.
Bir diğer grup aile ise gizlenemeyen sürekli açık veren ailedir. Yani kendilerini değerli gösterecek savunma mekanizmaları zayıftır. Ya fakirlerdir, ya toplumsal kategorileri düşüktür. Sanki savunmaları delik deşiktir. Bu delikleri çocuk kapatmak zorundadır. Bu nedenle her türlü silahla çocuğa bu görev yüklenmeye başlar.
Akıllı ol. Uslu ol. Çalışkan ol. Birinci ol. Büyük adam ol. Bizi utandırma. Elalemindiline düşürme. Yüzümüz kara çıkarma. Ben seni bunun için mi doğurdum?
Anne babaların çoğu çocukların bilinçaltında beklenti yaratır. Bilinçaltı bu beklentileri sorgulamaz, sorgulayamaz. Peşinen uymak zorunda hisseder. Hele DI yerleşmeye başlamışsa daha çok uymak zorunda hisseder. Kendisini beğendirmek zorundadır. Anne babaya bile beğendirmek zorundadır. Öğrendiği savunma mekanizmalarından biri budur.
Ama insandır ve ne kadar çaba gösterirse göstersin bu beklentileri karşılayamaz. Gücü sınırlıdır. Hele anne baba kolay beğenen bir yapıda değilse ne yaparsa yapsın bu karşılama yetersiz kalır.
Tüm çabalarına rağmen bu yetersizliği yüzüne vurulmaya devam eder. Yetersizliği değersizliğe doğru gittikçe pekişmeye başlar.
sonraki bölüm